İşten yorgun argın eve dönen Yasemin, salonda koltukta oturmakta ve Facebook'a bakmakta. Ben de içerideki odada, bitmek bilmeyen Dere'yi yazmaya çabalıyorum, bilgisayarımın başında. Yasemin sesleniyor.
Yasemin: Kaler!
Kaler: Efendim?
Y: Çok yorgunum, okuyamayacağım da, şu müsait ile ilgili tartışma ne?
K: Şu an müsait değilim, anlatamayacağım. Sonra anlatırım.
Bilgisayarda yazmaya devam ediyorum. Yasemin de salonda oturduğu yerden konuşmaya.
Y: Sen de taktın kuzguna, iblise, dereye kaldırmıyorsun kafanı bilgisayardan. Sen müsait olmayabilirsin, ama ben müsaitim.
K: ?!?!
Y: Helloooooo? Sana diyorum.
Kalkıp salona gidiyorum. Yüzümde pis bir gülümseme.
K: Yani sen müsaitim diyorsun?
Y: Evet, aynen öyle diyorum.
K: Hangi anlamda diyorsun bunu?
Y: Nasıl hangi anlamda? Müsaitim işte o kadar.
K: Valla sen müsaitsen, ben hayda hayda müsaitim o zaman.
Sonrasını yazmayayım:)
Chevy Chase, 12 Mart 2015