Küçüğün futbol maçı sırasında, kırk milletten oluşan velilerle konuşuyorduk bu sabah. Sordular bana, Türkiye'de neler oluyor diye. Valla, dedim -Türkçe bilmeyenlere "valla" denmez de, demişim gibi düşünün- ne oluyor, ne bitiyor, hiçbir şey bilmiyorum. Daha doğrusu olup bitenleri anlamıyorum. Tanınmaz bir hale geldi memleket, sandığa gidip gidip duruyoruz; her seferinde de demokrasiden, hukukun üstünlüğünden, bireysel hak ve özgürlüklerden, vs., fersah fersah uzaklaşıyoruz; aptallığımız her seferinde daha bir kati şekilde tescillenip duruyor, dedim.
Velilerden Avrupalı olan biri, sizin futbol kulüplerinden birinin yöneticileri, takımlarının penaltısı verilmeyince, maçtan sonra hakemleri dört saat serbest bırakmamışlar; cumhurbaşkanı kulüp başkanını arayınca, hakemler o zaman serbest kalmış, deyince, hadi buyrun, bir de buradan yakın, dedim, içimden.
Şaka gibi bile denmez, saçma sapan bir ülke olup çıktık. O yüzden, cumhurun başında böyle birisinin olması çok da şaşırtıcı gelmiyor bana. Adam bence sebep değil, sonucun ta kendisi.
O nedenle, yarınki seçimden de bir şey çıkacağını sanmıyorum. Ona rağmen, sıfır puan alacağımızı bile bile, belki bu sefer farklı olabilir diye, çocukluğumda Örovizyon Şarkı Yarışması'nı bir ümitle beklediğim gibi bekliyorum bu seçimi de. Puanlama bitince kös, kös gireceğim yine yatağa halbuki. Ama yine de, hakkımızda hayırlısı, diyeyim bari; hakkımızda hayırlısı.
Chevy Chase, 31 Ekim 2015